İçeriğe geç

ADEM’İN EŞLERİ

Türünün tek canlısı olmasın diye Tanrı, Adem‘ e bir eş vermeye karar verdiğinde onu derin bir uykuya daldırıp kaburgalarından birini aldı ve ondan bir kadın yarattı. Daha sonrada açılan yarayı kapadı. Adem uyandığında şöyle dedi: “Bu canlı ‘Kadın’ ismiyle anılsın, çünkü erkekten yaratıldı. Kadın ve erkek tek beden, tek vücut olacak.” Adem’in ona verdiği unvan ‘Yaşayan Her Şeyin Annesi‘ anlamına gelen Havva oldu. (1)

Adem’in eşleri

[İlk cinsel ilişkinin, kadınlarla değil de hayvanlarla gerçekleştiği şeklindeki söylence, Orta Asya’ daki çobanlar arasında oldukça yaygın hayvanlarla ilişkiye girme alışkanlığından kaynaklanmış olabilir. Her ne kadar söz konusu pratiğin cezasının Pentateuch’ta üç kez ölüm olduğu belirtilmişse de hala varlığını korumaktadır. Akadya Gılgamış Destanı’nda Enkidu’nun Aruru’nun rahibeleri tarafından medenileştirilene dek, ceylanlarla birlikte yaşadığı, diğer vahşi hayvanlarla itişip kakıştığı anlatılır. Buna göre onunla altı gün ve yedi gece geçiren Enkidu, tekrar vahşi hayvanların arasına dönmek istemiş, ne var ki bu hayvanlar ondan bu kez kaçmışlardır. O anda Enkidu, bilgeliğe ulaştığını anlar ve rahibesi ona dönerek : “Sen artık bir bilgesin, bir Tanrı gibi!” der.]

 

Bazı kaynaklar Tanrı‘nın erkek ve kadını kendi suretinde Yaratılışın Altıncı Gününde yarattığım, onlara dünyanın sorumluluğunu verdiğini ifade ederken, henüz Havva‘nın var olmadığını kaydederler. (2)

Altıncı Günün şafağı

[Babiller ilk insanın çift cinsiyetli olduğuna inanmaktaydı. Bundan dolayı Gılgamış Destanı’nda Enkidu’nun çift cinsiyetli özelliğinden bahsedilir: “Tohum-tahıl Tanrıçası Nisaba’nınkiler gibi uzayan lüleleriyle kafası bir kadınınkine benziyordu.” Söz konusu İbrani geleneği açık bir şekilde Yunan kaynaklarına dayandırılmıştır, zira Tanaitik midraşlarda Adem’i betimlemek için kullanılan her iki terminoloji de Yunancadır: androgynos, ‘erkek-kadın’ ve diprosopon ‘iki-yüzlü (simalı)’. Gnostiklerin yanı sıra Helen filozofu, Kutsal Kitap yorumcusu ve aynı zamanda İsa’nın çağdaşı olan İskenderiyeli Philo, insanın başlangıçta biseksüel (çift cinsiyetli) olduğunu belirtmektedir. Bu görüşün Plato’ dan alındığı açıktır. Buna karşın sırtlarıyla birbirlerine yapışık iki vücudun konu edildiği söylence, bazen bu uyumsuz pozisyona geçen Siyam İkizlerinin yorumlanmasından ortaya çıkmış olabilir. Göründüğü kadarıyla iki yüze sahip Adem portresi de, Roma Yeni Yıl Tanrısı Janus’un heykel ya da sikkelerindeki betimlemelerden ortaya çıkmıştır.]

 

Buna göre Tanrı Adem’e, dünyada bulunan bütün yaratıklara, kuşlara ve yaşayan her şeye isim verme sorumluluğunu vermişti. Tüm canlılar İlk İnsanın önünden çiftler halinde erkek ve dişi olarak geçerken, Adem (yirmi yaşındaki bit yetişkin halindeydi) onların birbirlerine duyduğu aşkı kıskandı. Her ne kadar her bir dişiyle sırayla beraber olmaya çalıştıysa da doyuma ulaşmadı. Bunun üzerine haykırarak: “Bütün canlıların dişisi varken, benim yok!” diye serzenişte bulunup Tanrıya bu adaletsizliğe bir çare bulması için yalvardı. (3)

 

[Lilith’in Adem’in ilk eşi olduğu _şeklindeki Tekvin 1. ve Tekvin II.’de yer alan yaratılış mitlerindeki farklılıklar, ilk zamanlardaki Yahuda ile sonraki dönemlere ait olan geleneklerinin dikkatsiz bir şekilde birbiriyle karışbnlmasından kaynaklanmıştır. Daha eski olan versiyon kaburga kemiğinin konu edildiği anlatımı kapsamaktadır. Lilith, evlilik öncesi rastgele cinsel ilişkiye girmelerine izin verilen ve Anat’a ibadet eden Kenanlı kadınlan sembolize etmektedir. Zaman zaman peygamberler İsrail kadınlarını, Kenan adetlerini uygulamakla ve onları sürdürmek.le suçlamıştır. Görünen o ki bu devamlılık başlangıçta rahiplerin onayıyla gerçekleşmekteydi -zira Tensiye xxm.’te, fuhuş yapan erkek ya da kadının kazancının adak olarak Tanrıya götürülmesinin kesinlikle yasaklandığı ifade edilmiştir. Lilith’in Kızıl Deniz’ e kaçınası, suyun ifritleri cezbettiği şeklindeki eski İbrani inancını akla getirir. “İşkence edilmiş isyankar cinler” Mısır’ da güvenli bir barınakta da bulunmaktaydı. Bundan dolayı Sara’nın ilk altı eşini boğazlayan Asmodeus, Tobias’ın düğün gecesi bir balığın karaciğeri ile kalbini yakmasının hemen ardından “Mısır’ın en uzak ve tenha kısımlarına” kaçımştır (Tobit vm. 3).]

 

Tanrı bunun üzerine, Adem‘i yarattığı gibi ilk kadın Lilith‘i de yarattı. Ancak ondan farklı olarak saf toprak yerine çöp ve tortu kullandı. Adem’in bu ifritle ve Tuval Kabil‘in kız kardeşi olan ve Lilith’e benzeyen Naama ile birlikteliğinden Asmodeus‘un yanı sıra insanın başına bugün bile musallat olan sayısız iblis dünyaya geldi. Bu olaydan birkaç nesil sonra Lilith ve Naama, Süleyman’ın yargı koltuğuna bu kez de Kudüs fahişeleri kılığında ulaştılar. (4)

Lilith ve Naama

[Lilith’in meleklerle yaptığı pazarlığın bir başka örneğine, bir zamanlar Yahudi toplumlarındaki kötülüğe karşı korunma ritüellerinde rastlarız. Yeni doğan bir çocuğu -özellikle sünnet olup güvenliğe erişene dek erkek çocukları Lilith’e karşı korumak için kömür ya da soda (sodyum karbonatla) ile çocuğun yattığı odanın duvarına bir çember çizilmekte ve çemberin içine de şu sözler yazılmaktaydı: “Adem ve Havva. Lilith, dışarı çık!” Aynı zamanda Senoy, Sansenoy, Semangelof (anlamlan bilinmemektedir) isimleri de kapıya yazılmaktaydı. Tüm bunlara karşın yine de Lilith bir yolunu bulup çocuğa ulaşır ve sevmeye başladığında çocuk uykusunda kahkahalar atardı. Bu tehlikenin önüne geçmek için parmakla uyuyan çocuğun dudaklarına vurulması önerilirdi – böylece Lilith çocuğu terk edip kaybolurdu.]

 

Adem ile Lilith birlikteliklerinde hiçbir zaman huzurlu olmadılar. Zira ne zaman Adem onunla birlikte olmak istese Lilith, vücudunu kaskatı keserek Adem’ in istediği şekilde onun altına uzanmak istemeyip ona karşı gelirdi. “Neden seninle birlikte olayım? Ben de senin gibi topraktan yaratıldım ve bu beni seninle eşit kılar!” Adem istediğini yaptırmak için güç kullanma ya kalkıştığında Lilith, bir anlık öfkeyle Tanrı’nın sihirli isimlerinden birini söyleyip göğe çıktı ve onu terk etti. Bunun üzerine Adem, Tanrıya serzenişte bulunarak: “Eşim tarafından terk edildim” dedi.

Senay, Sansenoy ve Semangelof

Tanrı hemen Senay, Sansenoy ve Semangelof adlarındaki melekleri göndererek onlardan Lilith’i geri getirmelerini istedi. Bu melekler Lilith’i, çok sayıda şehvetli cinin yaşadığı bölge olan Kızıl Deniz‘in yanında buldular. Bu sırada Lilith, Kızıl Deniz’ den hamile kalmış ve bir günde yüz taneden fazla bir sayıda lilim dünyaya getirmişti. Melekler vakit kaybetmeden Lilith’in yanına giderek ona: “Hemen Adem’in yanına dön” emrini verdiler. “Yoksa burada, suda seni boğacağız.” Bunun üzerine Lilith onlara dönerek: “Şu halde, Kızıl Deniz’in yanında yatarken Adem’e dönüp ona nasıl dürüst ve iffetli bir ev kadını olabilirim?” dedi.

 

Ne var ki melekler isteklerinin geri çevrilmesinin ölümle sonuçlanacağını ona söylediklerinde Lilith: “Nasıl ölebilirim?” diye sordu onlara. “Tanrı bana bütün çocukların, erkeklerde sünnet günü olan sekizinci, kızlar da ise yirminci güne kadar sorumluluğunu vermişken?Ama size söz veriyorum, yeni doğan bir çocuğun başucunda sizin isimlerinizin yazılı olduğu bir muska görürsem onun hayatını bağışlayacağım.

 

Bunun üzerine meleklerle Lilith arasında bir anlaşma sağlandı. Ancak Tanrı, Lilith’in dünyaya getirdiği yüz iblisi her gün biri ölecek şekilde yok ederek onu cezalandırdı.(5)

 

[‘Lilith’ Babil-Asur sözcüğü olan lilitu’ dan “dişi ifrit ya da rüzgar-ruhu” türemiştir – bir Babil ifadesinde sözü geçen üçlüden biri. Bununla beraber Lilith bundan çok önceleri, ‘Lillake’ ismiyle MÖ 2000 yıllarında Ur’ da bulunan ve Gılgamış ile Söğüt Ağacı hikayesini içeren bir Sümer tabletinde karşımıza çıkmaktadır. Bu söylencede Lillake bir söğüt ağacında yaşayan ve Tanrıça Inanna (Anat) tarafından Fırat kıyılarına sürülen bir dişi cindir. Göründüğü kadarıyla popüler İbrani etimolojisi Lilith’i, layil’den ‘gece’ türettiği için bu cin, Arap folklorunda karşımıza çıkhğı gibi saçlı (kıllı) gece-yarahğı olarak tasvir edilmiştir. Süleyman, kıllı bacaklarından dolayı Şeva Kraliçesi’nin Lilith olduğundan şüphelenmişti. Kralın bahsedilen iki fahişe hakkındaki karan 1. Krallar’ da anlahlmaktadır. lşaya xxxlV. ı4-ıs’e göre Lilith, satirlerin, yabanıl hayvanların, pelikanların, baykuşların, çakalların, devekuşlannın, yılanların ve çaylakların ona eşlik ettiği Edom Çölü’nde yaşamaktadır.]

 

Ayrıca meleklerin isimlerinin yazılı olduğu muskadan dolayı bir çocuğu öldüremezse öfkeden kendisininkini öldürecekti. (6)

 

[Lilim, Lilith’in çocuklarına verilen isimdi. Sayılar vı. 26’da geçen ifadelerin rahiplerce övgüsünü içeren Targum Yerushalmi’de,* “Tanrı, yaphklarımzdan dolayı size esenlik versin ve sizi Lilim’ den korusun!” ifadesi bulunmaktadır. MS 4. yüzyıl yorumcularından olan Hieronymus, Lilith’i, Zeus tarafından terk edilen ve Zeus’un eşi Hera tarafından da çocuklanmn elinden alındığı Yunan mitsel karakteri Lamia ile özdeşleştirir. Söylenceye göre Lamia da çocukları elinden alındıktan sonra diğer kadınların çocuklarım kaçırmaya başlamıştır.]

 

Bazı din bilginleri Lilith’in kraliçe olarak Zmargad‘ın yanı sıra Şeva‘da hüküm sürdüğünü ve onun Eyüp‘ün oğullarını yok eden cin olduğunu ileri sürerler. (7)

cin ve iblis

[Lilith ve akranı olan diğer iblislerin yaphğı gibi uykudaki erkekleri baştan çıkararak kanlarım emen ve sonra da bedenlerini yiyen Lamialar aynı zamanda Empusaeler ‘zorla-giren’ ya da Mormolykeialar ‘korku salan kurtlar’ olarak bilinmekte ve ‘Hekate’nin Çocukları’ olarak tasvir edilmekteydiler. Bir Helen rölyefinde Lamia çıplak bir şekilde, sırt üstü yatarak uyuyan bir yolcunun üstüne bacaklarım sağa ve sola atmış bir halde resmedilmiştir. Lilith’in yapmayı reddettiği şekliyle, kadınların cinsel ilişki sırasında sırtüstü yatar pozisyonda durmaları gerektiği şeklindeki sürdürüm, onların menkul mal olarak görüldüğü medeniyetlerin bir özelliğidir. Apuleius’tan öğrendiğimiz kadarıyla Hekate’ye ibadet eden Yunanlı cadılar görece üstün pozisyonları onaylamaktaydılar. Aynı şekilde söz konusu durum eski Sümer simgelerinde gözlenirken Hitit temsillerinde böyle bir betimlemeyle karşılaşılmaz. Malinowski’nin kaydettiğine göre Melanesialı kızlar, pasif ve sırtüstü yatar şekilde durdukları ve ‘misyoner pozisyonu’ adını verdikleri bu duruşla alay etmekteydiler.]

Aden Bahçesi

Lilith, Adem’ den Aden Bahçesi‘nden kovulmadan çok önceleri ayrıldığı için onun maruz kaldığı ölüm lanetinden kurtulmuştu. Lilith ile Naama sadece çocukların boğazlarını sıkarak öldürmüyorlardı, aynı zamanda uykudaki erkeklerin rüyalarına girerek onları baştan çıkarıyor ve birisinin yalnız yatması halinde o erkeği kendilerine kurban olarak seçebiliyorlardı. (8)

 

[Naama ‘hoş’, ‘idollere (putlara) hoş şarkılar söyleyen dişi ifrit şeklindeki ifadeyle açıklanmaktadır. Zmargad, snıaragdos yarı-kıymetli (deniz yeşili) zümrüt anlamına gelmekle Naama’ın deniz altındaki barınağını temsil etmektedir. Smaragos adındaki bir cin de aynı zamanda Homer Deyişlerinde karşımıza çıkar.]

 

Adem‘e uygun bir eş yaratamamanın yılgısı içerinde Tanrı, bu kez bir kadın anatomisini yaratırken Adem’in de izlemesine izin verdi. Kemikler, doku, kaslar, kan ve salgı bezlerinin kullanılmasından sonra Tanrı bu bedeni deriyle kapladı ve saç kümeleriyle donattı. Bedenin yaratılması sırasında bütün merhaleleri izleyen Adem, bu görüntü karşısında öyle bir iğrenme duydu ki bu durum İlk Havva‘nın tüm güzelliğiyle karşısına geçmesine kadar bile devam etti ve ona, karşı konulmaz bir tiksinti hissetti. Tanrı bir kez daha başarısızlığa uğradığını gördüğünde ilk Havva‘yı yeryüzünden aldı. Onun nereye gittiğini kesin olarak hiç kimse bilemedi. (9)

Adem ve Havva

[Havva’nın Tanrı tarafından Adem’in kaburgasından yaratılışı -bu mit erkeğe üstünlük sağlarken, Havva’nın kutsiyetini de aynı zamanda gizlemektedir- Akdeniz ya da eski Ortadoğu mitleriyle paralelliklerden yoksundur. Söz konusu hikaye belki de eski bir rölyefin ya da resmin tahlili neticesinde ortaya çıkmıştır. Söz konusu kabartmada Tanrıça Anat çıplak bir halde dik durmakta ve aşığı Mot’un ikiz kardeşi Aliyan’ı öldürüşünü izlemektedir. Mot (mitolog tarafından bu temsilde Yahve ile karıştırılmıştır) Aliyan’ın, altıncı kaburgasına dokunmadan beşinci kaburgasının altına hançeri sokmaktadır. Bir başka bildik hikaye ise İbranice ‘kaburga’ anlamına gelen tsela ile yapılan kelime oyunuyla ortaya çıkmıştır. Buna göre her ne kadar Adem’in eşi olarak tasarlansa da Havva tsela’da yani ‘hata yapan, tökezleyen’ ya da ‘şansız’ kelimelerinde anlamını bulur. Havva’nın, Adem’ in kuyruğundan alınarak yaratıldığını konu olan söylence ise daha hasarlı ya da eksik bir mittir. Belki de bu hikaye, kuyruk sokumu kemiği yerine vestigial (görevini yitirenarta kalan) bir kuyrukla dünyaya gelen (bu sık sık gerçekleşen bir olaydır) bir çocuğun doğumundan esinlenilerek anlatılmıştır.]

 

Tanrı üçüncü kez, bu sefer daha dikkatli bir şekilde aynı şeyi denedi. Adem derin bir uykudayken onun kaburgalarından birini alıp kadını yarattı. Adem henüz uyanmadan, saç ekleyip onu bir gelin gibi, yirmi dört parça mücevherle süsledi. Adem uyandığında ise gördüğü karşısında büyülenip kendinden geçti. (10)

 

[Lilith’in Doğuya kaçması ve Adem’in ondan sonra Havva ile evlenmesi daha eski bir tarihi olayın kaydı olabilir. Buna göre Lilith’in Kenan Ülkesi’nde kurduğu hükümranlığa misafir olarak kabul edilen göçebe çobanlar kimsenin beklemediği bir anda kraliçenin egemen olduğu hükümranlığı ele geçirirler. Bunun üzerine kraliyet ailesi oradan kaçarak, Hitit Tanrıçası Heba’ya tabi oldukları (kraliçenin egemen olduğu) ikinci bir hükümranlık kurarlar. ‘Havva’nın kelime olarak ne anlama geldiği bir tartışma konusudur. Hawwalı Tekvin m. 2o’de ‘yaşayan her şeyin annesi’ olarak açıklanır. Ne var ki bu aynı zamanda Heba, Hebat, Khebat ya da Khiba gibi kutsal isimlerin İbranice karşılığı da olabilir. Hitit Fırtına Tanrısının eşi olan Heba, Hattuşaş’taki bir kaya yontusunda bir aslana binerken resmedilmekte -bu durum onu Anat ile özdeşleştirir- ayrıca Hurria metinlerinde de İştar formuyla ortaya çıkmaktadır. Kendisine Kudüs’te ibadet edilen bu Tanrıçanın Yunanca ismi, Herakles’in Tanrıça-eşi olan Hebe’dir.]

Havva’nın doğuşu

Bazı yazarlar Tanrı’nın Havva’yı anlatıldığı gibi kaburga kemiğinden değil de, onun vücudunun bir parçası olan kuyruk kısmından yarattığını ileri sürmektedir. Buna göre Tanrı bu parçayı kesip almıştı. Geri kalan kısım da, şimdilerde bir işlevi olmayan kuyruk sokumu, Adem’ in soyundan gelenlerin bedenlerinde varlığını sürdürmektedir. (11)

 

Diğer din bilginleri Tanrının esas fikrinin aslında bir erkek diğeri de kadın olmak üzere iki insan yaratmak olduğunu ileri sürerler. Ancak Tanrı bunun yerine, yüzü ön tarafa bakan bir erkek ve yüzü arka tarafa bakan bir kadın olduğu halde tek bir canlı tasarladı. Fakat fikrini tekrar değiştirip Adem’ in arkaya bakan yüzünü kaldırıp onun yerine bir kadın bedeni yarattı. (12)

 

Tüm bu anlatılanlara karşın bazıları ise Adem‘in esas olarak hem erkek hem dişi olarak yaratıldığını ve erkek ile dişi bedenlerin arka arkaya birbirlerine yapışık olduğunu ileri sürerler. Bu pozisyonda yol almanın yanı sıra konuşmanın da bir o kadar zor olduğunu gören Tanrı, her birine yarım sırt ekleyerek onları birbirinden ayırdı. Bu şekilde var olan bu iki canlıyı Aden Bahçesi‘ne koydu ve onlara birlikte olmayı yasakladı. (13)

 

Kaynaklar:

İbrani Mitleri (Tekvin – Yaratılış Kitabı) [Robert Graves – Raphael Patai]

1. Tekvin II. ıs-25; III. 20.
2. Tekvin I. 26-28.
3. Gen Rab. 17.4; B. Yebamat 63a.
4. Yalqut Reubeni-Tekvin II. 21; IV. 8.
5. Alpha Beta diBen Sira, 47; Gaster, MGWJ, 29 (ıs80), 553 ff.
6. Num. Rab. 16.25.
7. Targum-Eyüp I. 15.
8. B. Shabbat 151b; Ginzberg, LJ, V. 147-48.
9. Gen Rab. 158,163-64; Mid. Akbir 133, 135; Abat diR. Nathan 24; B. Sanhedrin 39a.
10. Tekvin II. 21-22; Gen. Rab. 161.
11. Gen. Rab. 134; B. Erubin 18a.
12. B. Erubin ısa.
13. Gen. Rab. 55; Lev. Rab. 14.1; Abat diR. Nathan 1.8; B. Berakhat 61a; B. Erubin ısa; Tanhuma Tazri’a 1; Yalqut Gen. 20 Tanh. Buber iii.33; Mid. Tehillim 139, 529.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir